10/12/12

DEV-İŞ Genel Başkanı Mehmet Seyis’in PEO 26. Kongre Konuşması 6.12.2012


Değerli Dostlar, 26. Kongrenizi DEV-İŞ adına yoldaşca selamlarım.

PEO’nun mücadele tarihi, tüm Kıbrıslı emekçilerin ortak sınıf kavgalarını İçinde barındırır. İşçi Sınıfı Mücadelesinde bu öncü duruşu ile, PEO “Dil, Din Irk Ayrımı olmadan Sınıf Sendikası Olabilme” anlamında hak ettiği saygınlığa sahiptir. Kardeşiniz olarak kongrenize hitap edebilmek bize onur veriyor.

Yoldaşlar, Sermayenin tüm dünyada, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası (WB) ve Sermayenin üç büyük kalesinden biri haline gelen Avrupa Birliği (AB) aracılığıyla yaptırımlar uygulayarak sömürüsünü artırdığı bir dönemdeyiz.

Egemenler, emekçi haklarına saldırıyı tırmandırıyor ve işçi sınıfının 1800’lü yıllarda canları pahasına elde ettikleri kazanımların bile yok saydıldığı bir ortam yaratılıyor. Sendikal faaliyetleri ve toplu sözleşmelerini etkisizleştirmeyi, çalışma saatlerini artırmayı hedefliyorlar. Kapitalizmin açmazlarından doğan Krizleri de Fırsata çevirerek, faturayı yine emekçilere kesiyorlar.

Bir avuç zengin karına kar katarken, dünyamızda işsizlik büyüyor. Sermayenin doymak bilmez kar tutkusu yüzünden, Dünyada savaşlar sürüyor. Açlık, işsizlik ve göçler normalleştiriliyor. Yoksul insanlar, başka ülkelerin sınırlarını zorluyor. Aç ve canı tehlikede insanlar ölümü göze alarak tehlikeli yoculuklarla başka ülkelere göçmeye çalışıyorlar. Bu yolculuklarda batan teknelerde, havasız konteynerlerde insanlar can veriyor. Bizim ülkemize bile, bu yollarla giriş için bu can pazarına çıkan insanların cesetleri defalarca sahile vurmuştur.

Biz onların düzenlerini kabul etmeğe mecbur değiliz. Emekçiler olarak bu koşulları değiştirmek için, sınıf kavgasını yükseltmeli ve dünya emekçileri ile, mazlum halklar ile Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışmamızı Yükseltmeliyiz.

Kardeşlerim, İşçi sınıfının ‘İş, Ekmek ve Özgürlük’ mücadelesinin ayrılmaz bir parçası da ‘Barış’ mücadelesidir. Ne yazıktır ki, bizim ülkemizde bu güne kadar yapılan görüşmelere rağmen hala Kıbrıs sorunu çözüme ulaşamamış ve hatta insanlarda karamsarlığın, umutsuzluğun arttığı bir döneme girmiş durumdayız.

Umutsuzluk, Ekmeğin, Barışın ve Güzelliklerin Düşmanıdır. Umutsuz olmak yenilgiyi kabul etmektir. Umut ise, ancak Kavga varsa yeşerir. Bu bilinçle, Kıbrıs’ta Barış için de mücadelemizi de yükseltmeliyiz.

Kıbrıs Kıbrıslılarındır ve Hedefimiz “Birleşik Federal Kıbrıs”tır. Ortak Devlettir. Ortak Devlet, Kıbrıslıların Ortak kullanacağı Tek Egemenliği, Tek Yurttaşlığı, Uluslararası alanda Tek Temsiliyeti olan siyasi eşitliğe dayalı olmalıdır.

PEO’nun yiğit delegeleri can yoldaşlarım, bir kez daha 26. Kongrenizi selamlarım. Kongrenizin Emek ve Barış mücadelemize ivme katacağına olan inancımı belirtir çalışmalarınızda başarılar dilerim. Yaşasın PEO.

KIBRISLIRUM BASIN ÖZETLERİ, 10 Aralık 2012


FİLELEFTEROS gazetesinin bugünkü ana haberi PİMCO tarafından hazırlanan ara raporda Kıbrıs bankalarının yeniden sermayelendirilmeleri için belirtilen miktarın aşağı çekilmesi için ortaya konulan çabalar. Gazeteye göre, Lefkoşa borçların sürdürülebilir olmaktan çıkmasını önlemek amacıyla bankaların yeniden sermayelendirilmelerinde kullanılacak miktarı aşağı çekmek için teknokratlar düzeyinde yoğun bir uğraşı ortaya koyuyor. Dün PİMCO ile Koordinasyon Komitesi arasında yoğun müzakerelere devam edildi. Lefkoşa Kıbrıs bankaları için gerekli para miktarını belirlemede kullanılan metodu iyileştirmek istiyor. Bugün bu konuda daha net bir görüntünün ortaya çıkması ve Merkez Bankası tarafından bazı verilerin sunulması bekleniyor. Geri dönmeyecek kredilerin hesaplanması yöntemi ve bankaların değerli kâğıtları bu süreçteki dikenli konuları teşkil ediyor. Bu kâğıtların hisse senedine dönüştürülmesi durumunda bankaların yeniden sermayelendirilmeleri gereksinimine 1,3 milyar avroluk bir ilave yapılamayacak. Diğer yandan Rusya’nın Kıbrıs’a verdiği 2,5 milyar avroluk kredide de sorun yaşanıyor.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

Yunanistan Başbakanı Andonis Samaras dün müteveffa Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos’un ölümünün dördüncü yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende konuşurken “Kıbrıs ile Yunanistan’ın bugün içinden geçmekte oldukları gibi zor anlarda gerekli cesarete ve güce sahip olmak için sembollere ihtiyaç duymuşlardır. Ve siyasi liderlik böylesi anlarda çelikleşmek için örneklere ihtiyaç duyar” dedi ve Papadopulos’un yollarını aydınlattığını söyledi. Papadopulos’u anarken sadece Kıbrıs’ın bir Cumhurbaşkanı’nı anmadıklarını adı ulusal bir lider olarak tarihe geçen Helenizm’in bir sembolünü andıklarını da belirtti. Papadopulos’un Annan Planı’na karşı takındığı tavrı ve Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne tam üyeliğini hatırlattı.

Kredi kartı merkezi JCC’ye göre Kıbıslırumlar Kasım ayında işgal bölgesinde otellerde geceleme için 153 bin 209 avro ödediler. Ekonomik kriz koşullarında bu rakam akıl dışı olarak değerlendiriliyor. Aynı ay içerisinde kredi kartlarıyla kumarhanelere de 86 bin 603 avro ödendi. Türkiye’ye yolculukta bilet parası olarak ödenen miktar ise 60 bin 872. Giyim için ödenen para da daha önceki aylara göre artış göstermiş durumda. Türkiye’de harcanan paralar da dikkate alındığında otellere ödenen miktar 234 bin avroya ulaşıyor. Bu yıl 31 Kasım 2012 tarihine kadar kredi kartlarından otellere yapılan ödeme toplamda 2 milyon 741 bin 580. Bunun 1 milyon 611 bin 806’sı işgal bölgesinde ödendi.


POLİTİS gazetesinin bugünkü ana haberi “PİMCO yönetilebilir bir borç miktarı çıkardı” başlığı altında. Gazeteye göre, PİMCO’nun ara raporunda ortaya konulan verilerin maraton toplantılarda incelenmesi sonrası iyimser mesajlar geldi. Elde edilen bilgilere göre, Kıbrıs’ın kredi kuruluşlarının yeniden sermayelendirilmeleri için gerekli meblağ 9 milyar civarında ve ilk tespitlere göre bu rakam yönetilebilir bir borç oranı olarak değerlendiriliyor. İlk değerlendirmelerde bu meblağ 9,5 milyar olarak görüldü. Ancak Pazar günü sabah saatlerine kadar yapılan çalışmalar sonrası bu miktar 9,3 milyara indi. Dün akşam da bu miktarın 9 milyar olduğundan söz ediliyordu. Daha iyimser bazı çevreler bunun daha da aşağı ineceğini ileri sürüyorlar. Bu arada PİMCO kesin rakamları Ocak ayı ortalarında verecek.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

Cumhurbaşkanı adaylarından hiçbiri memorandumdaki rakamları tam olarak bilmiyor. Bununla birlikte adaylar umuda yatırım yapıyorlar. Cumhurbaşkanı adaylarından Stavros Malas dün yaptığı bir açıklamada PİMCO’nun raporuyla ilgili herhangi bir bilgiye sahip olmadığını söyledi. Devamında da gidilecek yolun uzun olacağına işaret ederek, Eurogrup’ta ve ulusal parlamentolarda sürecin nasıl gelişeceğinin görülmesi gerektiğine dikkat çekti. Stavros Malas memoranduma ilişkin siyasi yaklaşımların ciddiyet ve sorumluluk içerisinde ortaya konulması gerektiğini belirtti. “Ayaklarımız yere basmalıdır” diyen Malas memorandumun büyümeyi öngören bir reçete olmadığını da belirtti. Cumhurbaşkanı adayı Nikos Anastasiadis daha da fazla acı verici maceralardan kaçınılması için Kıbrıs’ın kamu borçlarının sürdürülebilir bir düzeyde olması dileğinde bulundu. Anastasiadis, Meclis’e sunulan yasa tasarılarının memorandumda üzerinde anlaşmaya varılanları yansıtıp yansıtmadığı yönünde bir soruya yanıt verirken de, tasarıların Meclis Maliye Bakanlığı Komisyonu’nda tartışılması sırasında yetkili bakanları vereceği izahatlar çerçevesinde bunun anlaşılacağını söyledi. Cumhurbaşkanı adayı Yorgos Lillikas ise memorandumun son hukuki belgesi bilinmeden ve faizler belirlenmeden hükümetin ciddi sosyal önlemlerle bir dizi yasa tasarısını Meclis’e götürmesinden üzüntü duyduğunu söyledi. Lillikas aynı açıklamasında memorandumun maddelerinin yaşama geçirilmesiyle Kıbrıs’ın önümüzdeki yıllarda derin bir durgunluğa gireceği konusunda artık herkesin görüş birliği içinde olduğunu da ifade etti. Doğal gaz konusunda kendi önerisiyle ilgili olarak da 12. parselin değerinin ve Kıbrıs’ın bundan kısa sürede sağlayacağı gelirin belirlenmesi için uluslararası uzman bir kuruluşun görevlendirilmesi önerisinde bulundu.


SİMERİNİ gazetesinin bugünkü ana haberi “yeni önlemlerin dayatılması tehlikesi var” başlığı altında. Gazeteye göre, Kıbrıs’ın kamu borçları kimsenin eline almak istemediği bir duruma dönüşüyor ve bu borcun yönetilebilir olmaktan çıkması durumunda yeni önlemlerin dayatılması tehlikesi var. Borcun durumu bankalar için gerekli meblağ belirlenince netleşecek. Bugün bankalarla ilgili ilk rakamların resmi olarak açıklanması bekleniyor. İlk değerlendirmelere göre, bu rakam 9,3 milyar avro. Maliye Bakanı Vasos Şarli de daha önce yaptığı bir açıklamada Kıbrıs’ın borcunun bu yıl 13,3 milyar avroya çıkacağını söylemişti. 2013 ile 2014 yılı açıklarının da 1,5 milyar olacağı hesaplanıyor. Böylesi bir durumda tüm borç 24 milyar avroya yükselecek. Troyka’nın Kıbrıs’a borç vermesi için borçların toplamının 21 milyarı geçmemesi gerekiyor. Yani arada 3 milyar avroluk bir fark var. Merkez Bankası kaynaklarına göre, sürdürülebilir borç oranı konusunda şimdi Uluslararası Para Fonu’nu ikna edilmeye çalışılıyor. Daha somut olarak da borç miktarının Gayri Safi Hasıla’ya oranının %120’yi geçmesi durumunda bunun sürdürülebilir olmaktan çıktığı yaklaşımının değiştirilmesine çalışılıyor.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

Cumhurbaşkanı adayı ve DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis DİKO ile yaptığı anlaşmaya tam olarak bağlı kalacağı taahhüdünde bulundu. Limasol’da DİKO kadroları ile yaptığı toplantıda Anastasiadis ülkenin istikrara, çağdaş anlayışlara ve büyük konuların ortak yönetimine ve ortak sorumluluk üstlenilmesine gerek duyduğunu vurguladı. Devletin yeniden yapılandırılması konusunda ortak bir uğraş ortaya koyacaklarını ifade etti.
 

HARAVGİ gazetesinin bugünkü ana haberi “kamu borcu yönetilebilir” başlığı altında. Gazeteye göre, PİMCO’nun ara raporunda Kıbrıs’ın kamu borçlarının yönetilebilir bir düzeyde olduğu görülüyor. Eurogrup Kıbrıs’la ilgili kararını 21 Ocak’ta alacak.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas Kıbrıs tarihinde işlenen en büyük ihanetle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortadan kaldırılmaya çalışılmasının bedelini Kıbrıs halkının ağır bir biçimde ödediğine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Türkiye’nin Kıbrıs sorununa ilişkin tavrına atıfta bulunurken de, bu tavrın hiç yapıcı olmadığını, tam tersine tahrik edici olduğunu belirtti. Türkiye’nin Kıbrıs ile komşu halklara karşı tehditlerde bulunduğunu söyledi. “Bugünkü koşullarda çok dikkatli olmalıyız” dedi. Müzakere sürecinin genişletilmesi ve gevşek federasyon ile müzakerelerin sıfırdan başlaması yapılması yönünde ortaya atılan önerilerin Kıbrıs sorununa zarar vereceğinin altını çizdi. Bu tür önerilerin işgalci Türkiye’ye iki devletli çözüm önerisini müzakere masasına resmen koyma fırsatını vereceğini belirtti. Son olarak da Kıbrıs’ın NATO’ya katılması olasılığıyla ilgili olarak, Kıbrıs’sız Kıbrıs hakkında planlar yapanların Kıbrıs’ın elini kolunu bağlayacak bir konuma sokmayı hedeflediklerini ifade etti.

- AKEL Merkez Komitesi Genel Sekreteri Andros Kiprianu 2013 Şubat seçimlerinin sadece Kıbrıs’ın geleceğini belirlemeyeceğini Sol’un partisinin geleceğini de belirleyeceğini söyledi. Limya köyündeki bir seçim etkinliğinde konuşan Kipriyanu ekonomik kriz üzerinde de durdu ve bu krizin büyük sorumluluğunun bankaların Yunan ekonomisine yaptıkları büyük yatırımlar olduğunun altını çizdi. Muhalefetin “daha erken önlem alınsaydı, Destek Mekanizması’na başvurudan kurtulurduk” yönündeki görüşüne de yanıt verdi ve bu yaklaşımın büyük bir yalanı oluşturduğunu vurguladı. “Ne kadar önlem alınmış da olsa, devlet bankaların yeniden sermayelendirilmelerine yetişemezdi” dedi.

-Yunanistan’ın Sol Birlik Partisi SİRİZA’nın uluslararası ilişkiler sorumlusu Panos Trigazis Kıbrıs’ı geleceğe en iyi taşıyabilecek güçlerin Şubat seçimlerinde Stavros Malas’a destek veren partiler, yani AKEL ile diğer sol güçler olduğunu söyledi.

6/12/12

Cumhurbaşkanı Sayın Dimitris Hristofyas’ın halka sesleniş konuşması

 

4.12.2012

Yurttaşlar,

Yurdumuzun içinden geçtiği bu zor anlarda, küresel ekonomik krizin yurdumuz üzerindeki etkilerinden dolayı hepimizin hissettiği acı ve endişeleri sizinle paylaşmak için size sesleniyorum. Ancak küresel krizin ve Avro Bölgesi’ndeki krizin etkilerinden öte, ülkemizdeki durum esas olarak bazı iç faktörlerin faaliyetlerinden dolayı ağırlaşmıştır.

Mantıki her yurttaş haklı olarak şunu kendi kendisine sormaktadır: Bugün içinde bulunduğumuz kötü duruma neden vardık? Neden İstikrar Mekanizması’na başvurma zorunda kaldık? Neden Troyka ile müzakere yapma ve itiraf etmek gerekir ki acı veren bir ön anlaşmaya varma zorunda kaldık?

Önümüzdeki ikilemlerin neler olduğunu ve neden somut kararları içimiz kan ağlayarak almak zorunda kaldığımızı sizinle paylaşmak için size sesleniyorum.

Net bir şekilde belirtmek istiyorum ki, Avrupa İstikrar Mekanizması’na başvurmamız tercihimiz değildi. Mekanizma’ya başvuran devletlerin olumsuz ve acı tecrübelerini dikkate alarak ve Troyka’nın uyguladığı politikaları bilerek, bundan kaçınmak için pek çok çaba harcadık. Bazılarının Avrupa kurumlarından kaçındığımız yönündeki iddialarıyla içte eleştirilere maruz kalmamıza rağmen, başka finansman kaynakları aradık.

Maalesef gerekli finansmanı sağlayabilmemiz mümkün olmadı. Bir büyük Kıbrıs bankasının Avrupa Birliği tarafından belirlenen zaman süresi içerisinde yeniden sermayelendirilemediği andan itibaren, bu bankanın ülke ekonomisini iflasa sürükleyecek çöküşünden önce, Mekanizma’ya başvurmak zorunda kaldık.

Pek çok yurttaşımız kendi kendisine şunları sormaktadır: Bankaların bazı üst düzey yönetici kadrolarının ağır hatalarını, dikkatsizliklerini, hatta olası usulsüzlüklerini neden biz ödemek zorundayız? Bankacılık sisteminin Merkez Bankası ve eski Başkanı tarafından hatalı denetiminin bedelini neden biz ödemek zorundayız?

Banka yönetimlerinin kararlarının ve Merkez Bankası’nın hatalı denetiminin Kıbrıs’a milyarlarca avroya mal olduğu ve bunu karşılamak için Mekanizma’ya başvurma zorunda kaldığımız bir gerçektir.

Somut olarak: Kıbrıs bankalarının Yunan tahvillerine yatırımlarından dolayı kayıpları yaklaşık dört milyar avrodur. Ancak bunun yanı sıra Merkez Bankası’nın eski Başkanı’nın onayıyla Marfin Egnatia Bankası’nın Yunanistan’daki yan şirketten bir Kıbrıs bankası haline dönüştürülmesinden ekonomimizin uğradığı zarar da bir o kadardır. Bankaların Yunanistan’a verdikleri sallantıda olan kredilerin yol açtığı kayıplar da vardır. Tüm bu büyük bedeli maalesef Kıbrıs devleti karşılamakla yükümlüdür.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin İstikrar Mekanizması’ndan alacağı borçtan on milyar avroya kadar ulaşacak kısmının bankaların desteklenmesine tahsis edilmesi gerekecektir ve sadece 1,5 milyarı devletin açıklarının karşılanması için kullanılacaktır.

Bu rakamlar büyük krize bankacılık sisteminin yol açtığını göstermektedir. Kriz ekonomide on yıllar boyunca birikmiş olan yapısal zaafları ve çarpıklıkları ağırlaştırmış ve bunun sonucunda sorunlar daha büyük ve baskı yapar hale gelmiştir.

İçinde bulunduğumuz duruma ilişkin bankaların sorumluluklarından bağımsız olarak, bankaları çökmeye bırakamazdık. Bu, ülke ve halk karşısında sorumsuz bir tutum ve ağır bir hata olurdu. Bankacılık sisteminin çöküşü beraberinde tüm ekonomiyi yıkıma sürükler ve halktan binlerce aileyi tarif edilemeyecek mutsuzluğa boğardı.

Bankacılık sistemini destekleme kararımızla, özünde ülkemizin ekonomisini destekliyoruz. Aksi takdirde durum, bugün olduğundan çok daha kötü olacaktı ve sıradan insanlar çok daha fazla acı çekecekti.

Bankacılık sistemi hakkında yapılmakta olan araştırmaların kararlı bir şekilde sonuna kadar sürdürülmesi, bu araştırmaların sonuçları temelinde sorumlulukların belirlenmesi ve suçluların cezalandırılması gerektiği görüşündeyim. Hükümet ve şahsen ben, gerçeğin ortaya çıkması ve adaletin sağlanması için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

Yurttaşlar,

İstikrar Mekanizması’na başvurma zorunda kaldığımız anda, Troyka’nın taleplerinde ve koşullarında değişiklik olanaklarının sınırsız olamayacağını biliyorduk. Bunun için hedeflerimizde önceliklerimizi belirledik ve bunları başarmak için talep eden bir politika izledik.

Troyka ile müzakere tam dört ay sürdü. Sadece bu dahi, tartışmasız çok zor koşullarda ve çok baskıcı ikilemler altında, ne kadar çetin müzakerelerde bulunduğumuzu göstermektedir.

Bir yandan uluslararası basında ülkemizin maruz kaldığı sürekli iftiralara karşı koyma durumundaydık. Diğer yandan da, içte, memorandumun alelacele imzalanması için sürekli baskıyla karşı karşıyaydık.

Cumhurbaşkanı’nın imzalayıp imzalamayacağına dair üstünkörü varsayımlara dayalı iddialara, bankacılık sistemimizin çökmesi ve ödemelerin durması tehlikesinden sürekli olarak söz eden görüşlere karşı koyma durumundaydık. Halkımızın güçlü birliğinin şart olduğu bu anda, böylesi tutumları yorumlamak istemiyorum. Ancak tüm bunların, konunun özünden uzaklaştırmaya ve Troyka karşısında müzakere konumumuzu zayıflatmaya yönelik genel bir atmosfer yarattığının altını çizmeliyim.

Bakanların memorandumun imzalanmasını istediğinin ve Cumhurbaşkanı’nın bunu reddettiğinin söylendiğini Avrupa Birliği’nin en resmi ağızlarından duyma noktasına vardık. Anladığınız gibi, bu dedikodu, nereden gelirse gelsin, müzakere konumumuzu sabote eden ve korkunç zararlar veren bir iftiradır.

Biz ana hedefler olarak önümüze koyduklarımızı başarmak için müzakerelerde tüm olanakları değerlendirdik.

Hidrokarbon rezervlerinin değerlendirilmesinde ulusal kontrolü muhafaza etmeyi hedefledik. Bunu başardık! Troyka’nın memorandumu borçların ödenmesine ilişkin planlama ve rezervlerin değerlendirilmesinden sağlanacak gelirlerin ödemede öncelikli olarak kullanılması hakkında ortak karar alınmasına ilişkin maddeler içermekteydi. Üzerinde anlaşmaya varılanlar temelinde planlarımız hakkında biz karar vereceğiz. Gelirleri alt yapı yatırımları ve gelecek nesiller için kullanabiliriz. Doğal olarak, gelirlerin bir kısmı borcun ödenmesinde kullanılacaktır. Doğal gazın değerlendirilmesi yurdumuz ve vatanımız için büyük bir gelecek perspektifini teşkil etmektedir.

Kâr getiren yarı kamusal kuruluşların özelleştirilmesinden kaçınmayı hedefledik. İlk memorandum taslağında özelleştirilmesi gereken yarı kamusal kuruluşlara ismen atıfta bulunuluyordu. Bu atıf silindi ve özelleştirmeden kaçınılmasının perspektifini yarattık. Bu düzenleme bizi tam olarak tatmin etmedi. Ancak somut yarı kamusal kuruluşların özelleştirilmesinden kaçınmak için müzakerelere devam etmemiz yönünde bize olanak sağlamaktadır.

Çalışanların ve halkın kurumsal kazanımlarının ortadan kaldırılmasını engellemeyi hedefledik. Eşel Mobil sisteminin ve 13. maaşların kaldırılmasını kabul etmedik, çünkü kaldırılan kazanımlar tekrardan çok zor geri getiriliyor.

Memorandumla ortaya çıkan bedelin ücretlere göre paylaşılması için ücretlilerin katkısının eşit değil, basamaklı bir şekilde olmasını hedefledik. Görüşü farklı olan Troyka’yı bu yaklaşımı kabul etmesi için ikna ettik.

Halkımız açısından bir kazanımı ve güvenceyi teşkil eden kooperatifçiliği kurtarmayı hedefledik ve sonuçta bunu başardık.

Krize yol açan bankacılık sisteminin hızlı bir biçimde düze çıkmasını hedefledik. İçine girdiğimiz kötü durumdan bankaların sorumlu olduğunu herkes itiraf etmektedir. Bunu Troyka, Avrupa Birliği ve Derecelendirme Kuruluşları da belirtmektedir. Eğer bankaların sorunu olmasaydı, kamu ekonomisinin mevcut sorunları ile yapısal sorunlardan bağımsız, Kıbrıs’ın herhangi bir mekanizmaya katılma ihtiyacı olmayacaktı.

Biz, asla yanılmazlık iddiasında olmadık. Ancak bu, her şeyin Cumhurbaşkanı’na ve Hükümet’e yüklemenin bahanesi olamaz. Özellikle de bankalar konusunda. AB Tüzüğü’ne göre, bankacılık sisteminin düzenlenmesinin ve denetiminin sorumluluğu Hükümetler’e değil, tamamen Merkez Bankaları’na aittir.

Bugün yaşadığımıza benzer durumların tekrarlanmasını olasılık dışı bırakmak için bankacılık sistemimizi yeniden biçimlendirmeliyiz. Çok kısa bir süre içerisinde bankaları büyümeyi finanse edecek ve ekonomiyi destekleyecek bir duruma getirmeliyiz. Sistem iyileştirilmeli, keyfiliklere son verilmesi için daha iyi denetim ve daha sıkı kontrol olmalıdır.

Yurttaşlar,

Ben memorandumu ideal ve durumu güzel göstermeye çalışacak en son insanım. Memorandumda gerçekten acı verici pek çok önlem yer almaktadır. Farklı koşullar altında tartışmayı bile asla kabul etmeyeceğim önlemler yer almaktadır. Ancak her zaman ertesi gün ne olacağının kaygısını taşıyordum. Bankacılık sistemi çökerse ve ülke ekonomisi iflas ederse ne olacağının kaygısını taşıyordum.

Memorandumun uygulamasının ülke sakinlerine büyük zorluklar yaratacağının tamamen bilincindeyim.

Önümüzdeki yıllarda herkesin yaşayacağı sıkıntıların tamamen bilincindeyim. Sıradan insanların hissettiği kaygıları, belirsizlikleri ve güvensizliği tamamıyla anlıyorum. Özellikle işsizlerin, nüfusun hassas gruplarının, düşük ücretlilerin ve düşük emeklilik maaşı alanların yaşayacağı sıkıntıları tamamıyla anlıyorum.

Bütün bu süre boyunca krizden en kısa sürede çıkabilmek ve ülkemizi yeniden kalkınma ve ilerleme yoluna koyabilmek için çetin mücadeleler verdik. Çünkü halkımızın yapmak zorunda kaldığı fedakârlıkların ancak o zaman bir anlamı olacaktır.

Biz bu mücadeleyi, her zaman olduğu gibi, ülkemize ve halkımıza karşı yüksek bir sorumluluk duygusu içerisinde verdik. Böylesi anlar popülizm yapmanın ve ucuz laflar söylenin zamanı değildir. Ama aynı zamanda nihilist yaklaşımların ve felaket tellallığı yapmanın da zamanı değildir. Popülizm ve felaket tellallığı ülkeye zarar verir. Panik ve umutsuzca davranışlar ekonomide dağınıklığa ve toplumsal yapıda parçalanmaya yol açar.

Yaşadığımız bu anlar en büyük birliği şart koşmaktadır. Ayrıca unutulmamalıdır ki henüz hiç bir şey bitmiş değildir. Büyük önem taşıyan bankaların yeniden sermayelendirilmesi için gerekli miktarın belirlenmesi konusu önümüzde durmaktadır. Kıbrıs’ın memorandumu için Avrupa Birliği’nde ve üye devletlerde izlenecek prosedürler önümüzde bulunmaktadır. Bu noktalardaki zorluklar da küçümsenmemelidir.

İşte bu nedenledir ki hepimiz konuya sorumluluk ve ciddiyetle yaklaşmalıyız. İşte bu nedenledir ki hepimiz koşulların gerektirdiği duruşu göstermeyi bilmeliyiz. Hepimiz, siyasi güçler, örgütler ve medya. Çünkü daha fazla zorluklara yol açmamalıyız, ülkemize zarar vermek isteyenlere bunu başarma fırsatını vermemeliyiz.

Ülkemizin bütün sıradan insanlarının söylediği bir şeyi ben de sadece tekrarlamak istiyorum: Böylesi bir anda kişisel çıkar peşinde olma lüksümüz hiç yoktur. Küçük politik hesaplar ve seçimlere yönelik emeller peşinde olma lüksümüz hiç yoktur. Şu anda önceliği olan şey Kıbrıs’ımızın savunulmasıdır, insanlarının yaşam kavgası ve geleceğidir.

Yurdumuz Türk istilası ve işgalinden neredeyse tamamen yıkıma uğradığında, 1974’ten sonra da yaptığımız gibi, birlik içinde olursak, zorlukları bir kez daha aşabileceğimizden eminim. O zaman hepimizin fedakârlıklarıyla ve yoğun çalışmasıyla sadece bir kaç yıl içinde ülkemizi yeniden inşa etmiş ve ekonomimizin ayakları üzerinde dikilmesini sağlamıştık.

Aynı sorumluluğu şimdi de gösterebiliriz. Çok kısa sürede ekonomik bir mucizeyi daha şimdi de yaratabiliriz. Bunun için el ele verelim.

Hepimiz birlik olursak zorlukları aşabiliriz!

4/12/12

KIBRISLIRUM BASIN ÖZETLERİ, 4 Aralık 2012


FİLELEFTEROS gazetesinin bugünkü ana haberi Eurogrup’ta Kıbrıs’la ilgili tartışmalar. Gazeteye göre, Kıbrıs’la imzalanacak olan memorandum konusunda karar Ocak ayına kalmış durumda. Kıbrıs Eurogrubun dünkü toplantısında ortaklarından büyük baskılar gördü ve Eurogrup Başkanı Jan Klot Yunger tabloyu pusulu tutmaya devam etti. Kıbrıs’la ilgili kararın 13 ya da 21 Aralık’ta alınıp alınmayacağı yönünde bir soruyu yanıtlarken “belki 13Aralık’ta ama 21 Aralık’ta kesin” dedi. Filelefteros’un elde ettiği bilgilere göre, Kıbrıs’la ilgili kararın ne zaman alınacağına ilişkin net bir tablo yok. Pimco’nun raporunun beklendiği bir dönemde Kıbrıs’ın borçlarının sürdürülebilirliği konusunda Uluslararası Para Fonu’nun çekinceleri Lefkoşa için olumsuz bir ortam yaratmış durumda. Yabancı bir diplomatik kaynağa göre, bazı ülkeler memorandumun tüm detayları ortaya konmadığından Kıbrıs’la ilgili kararın 13 Aralık’ta alınması konusunda çekinceli bir yaklaşım içindeler.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

Baf ilçesinin Lemba köyünde bir Kıbrıslıtürke ait gayrimenkulün satın alınması konusunda İçişleri Bakanlığı mal sahibiyle anlaşmaya vardı. 110 bin metre karelik bu gayrimenkulün Kıbrıslıtürk sahibine 11 milyon 800 bin avro verilecek. Bu mal devlet tarafından satın alınmadan önce, göçmenler için konut inşası ve daha başka toplumsal amaçlar için kullanılmıştı. Kıbrıslıtürk mal sahibini temsil eden Kıbrıslırum avukatla varılan anlaşma Bakanlar Kurulu’nda da onaylandı. Mal sahibi Kıbrıslıtürk Cafer Mustafa Avustralya’da yaşıyor. Bu gayrimenkulün satın alınması sürecinde gerek Tapu Dairesi’nin, gerekse diğer özel uzmanların bu malın değeriyle ilgili olarak yaptıkları değerlendirmeler malın değerinin devletin anlaştığının çok üstünde olduğu yönünde.

Ekonomik kriz Avrupa’da derin izler bıraktı. Rakamlar önemli sayıda Avrupa Birliği vatandaşının yoksulluk sınırının altında yaşadığını gösteriyor. Eurostat’ın verilerine göre, 2011 yılında Avrupa Birliği nüfusunun dörtte birinin yaşam standardı düştü. Bunun yanı sıra durumlarında iyileşme umudu da görmüyorlar. 27 üye ülkenin toplam nüfusunun %24,2’si, yani 119 milyon 6 yüz bin insan bu krizin sonuçlarının tehdidi altında. AB ülkelerindeki çocukların %19’u yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Avrupa yurttaşlarının %17’si gelir eksikliği nedeniyle bazı ürünlere ulaşamıyor. Yoksulluğun en yüksek olduğu ülke %49 ile Bulgaristan. Bulgaristan’ı %40 ile Romanya ve Letonya, %31 ile Yunanistan izliyor. En düşük yoksulluk %15 oranı ile Çek Cumhuriyeti’nde. Onu %16 ile Hollanda ve İsveç izliyor. Yunanistan’da halkın %15,2’si temel ihtiyaç maddelerine ulaşamıyor. Avrupa Birliği’nde ise bu durumda olanların oranı %8,8.

POLİTİS gazetesinin bugünkü ana haberi “Eurogrup Kıbrıs’ı dinamitledi” başlığı altında dünkü Eurogrup toplantısı. Gazeteye göre, Kıbrıs’ın kurtarılması askıda ve belirsizlikler varlığını sürdürmeye devam ediyor. Kıbrıs’ın borçlarının sürdürülebilir olmadığı yönünde Uluslararası Para Fonu’nun uzlaşmaz tavrı müzakereleri çıkmaza soktu. Uluslararası Para Fonu bugünkü veriler ışığında Kıbrıs’ın kurtuluş programına kendisinin katılamayacağını duyurdu. Yapılabilecek tek şeyin, bankaların direk olarak sermayelendirilmeleri yönünde Kıbrıs’ın Avrupalı ortaklarının cesur adımlar atmaları olduğu görüşünü ileri sürdü. Kıbrıs’ı da etkileyecek olan bankaların direkt olarak sermayelendirilmeleri konusunda Lefkoşa dikkat merkezine alınmış değil. Bu konuda dikkat merkezinde İspanya var. Ancak bu yönde atılacak bir adım Lefkoşa’yı özel olarak sevindirecek. Bu süreçte tek yolun bu olduğunda ısrar ederek şarabına su katmadığını Avrupalı liderlere göstermek için Uluslararası Para Fonu’nun Kıbrıs’ı kurban etmesi olasılığı var.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

SİGMA televizyon kanalı hesabına gerçekleştirilen yeni bir kamuoyu yoklamasının sonuçları Nikos Anastasiadis’in ikinci tura geçişinin garanti olduğunu ortaya koydu. İkinci turda Nikos Anastasiadis’in rakibi olmak için Lillikas ile Malas arasında ciddi bir yarış yaşanıyor. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, Nikos Anastasiadis %35 oranında bir desteğe sahip. Lillikas %19,1 ve Malas da %18,6 oranında bir desteğe sahip. DİSİ seçmeni %86,5 oranında Anastasiadis’in etrafında toparlanmış durumda. AKEL seçmeninin Malas’a desteği ise düşük ve %63,9 oranında. AKEL seçmeninin %13’ü Lillikas’a, %6,3’ü de Anastasiadis’e yönelmiş durumda. DİKO seçmeni arasında Lilikas’a destek verenlerin oranı %44,4. DİKO’lu seçmenlerin %28,9’u Anastasiadis’e ve %5,6’sı da Malas’a oy vereceğini belirtiyor. EDEK seçmenin % 60,8’i Lillikas’ı, %13,5’i Anastasiadis’i destekliyor. EVROKO seçmeninin ise %44’ü Lillikas’ı, %20’si de Anastasiadis’i destekleyeceğini belirtiyor. İlçeler bazında ele alındığında, Anastasiadis birinciliği sadece Girne’de kaybediyor. Girne’de Lillikas %41,2 oranı ile birinci sırada ve Anastasiadis de %35,5 oranında bir desteğe sahip. Malas ise Girne’de %11,8 oranında kalmış durumda. Mağusa kazasında ise Anastasiadis % 32,3 ve Malas da %26,9 oranında destek buluyor. Lefkoşa’da ise Anastasiadis %35,4, Lillikas %20,7 ve Malas da %15,3 oranında destekleniyor.


SİMERİNİ gazetesinin bugünkü ana haberi “Kıbrıs Troyka’nın denetimi altında” başlığı ile. Gazeteye göre, tüm alanlarda varılan anlaşmaların belirlenen takvim temelinde uygulanması için Kıbrıs tamamıyla Troykanın denetimi altına giriyor. Kıbrıs’ın memorandumunun ele alındığı ama her hangi bir kararın alınmadığı Eurogrup toplantısının ardından Brüksel’deki bazı AB kaynakları bunu ifade ettiler. Kıbrıs’la ilgili tartışmalarda borçların sürdürülebilir olup olmadığı kilit konuyu teşkil ediyor. Bu borçların sürdürülebilir olmaması halinde Uluslararası Para Fonu Kıbrıs’ın kurtarılması sürecine hem kurumsal açıdan, hem de tüzüğü açısından katılamayacak. Bu durumda da yeni formüller aranacak. Borçların tıraşlanması ya da Kıbrıs Telekomünikasyon Kurumu’nun özelleştirilmesi veya yeni bir memorandum bu formüllerden bazıları. Borçların sürdürülebilir olması için borçların oranının Gayri Safi Hâsıla’nın %120’sini geçmemesi gerekiyor. Aksi takdirde Uluslararası Para Fonu’nun tüzüğü kurumun kredi verme süreçlerine katılımını yasaklıyor. Ayrıca verilecek kredinin miktarının da Gayri Safi Hâsıla’nın %64,5’ini geçmemesi gerekiyor. Bu durumda da tüm dikkatler Pimco’nun Kıbrıs ile ilgili olarak hazırlayacağı rapora çevrilmiş durumda. Bankaların yeniden sermayeledirilmeleri için gereken paranın 8 milyar avroyu geçmesi durumunda durum çok zor olacak. Bu süreçte bir diğer zor konu da kara para aklamaya karşı bir yasa tasarısının onaylanması. Bu da Kıbrıs’taki Rus şirketler için sorun yaratabilir.


HARAVGİ gazetesinin de bugünkü ana haberi memorandum. Gazeteye göre, bankaların gerek duyduğu miktarın belirlenmesiyle Eurogrubun 13 Aralık’taki olağanüstü toplantısında Kıbrıs hakkında karar alınması olasılığı var. Bu bir olasılık ancak 21 Ocak tarihine kadar karar alınacağına kesin gözüyle bakılıyor. Eurogrup Başkanı Jan Klot Yunger dün Troyka ile memorandum taslağında anlaşmaya vardığı konuları yaşama geçirme konusunda atılan adımları selamladı. Yunger Kıbrıs ile Troyka’ya programın önerilen önlemleri üzerinde müzakerelerini tamamlama çağrısında da bulundu.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

Cumhurbaşkanı adayı Stavros Malas dün Dışişleri Bakanı Markulli ile başta Çinli yatırımcılar olmak üzere yabancı yatırımcıların Kıbrıs’a gelişi konusunu görüştü. Malas Kıbrıs ekonomisinin mevcut durgunluktan hızlı bir biçimde çıkma olanaklarına sahip olduğunu, ancak yatırımcılar için daha hızlı süreçlerin yaratılması gerektiğini belirtti. Çinli yatırımcıların Kıbrıs’tan büyük değerlerde taşınmaz mal alma eğilimlerine de dikkat çekti.

PEO’nun 6-7 Aralık tarihlerinde toplanacak olan 26. kongresinin merkezinde hükümet ile Troyka arasında varılan ilke anlaşmasının öngördüğü önlemler ile işverenlerin iş ilişkileri alanında takındıkları tavır olacak. PEO Genel Sekreteri Pambis Kiritsis dün düzenlediği basın toplantısında kongrenin “Kolektif, Kararlı, Sorumlu. Çalışma Hakları ile İş ve Sosyal Adalet” ana belgisi altında toplanacağını ifade ederek, çalışanların ücretlerinin düşürülmesi ve haklarının budanması uğraşılarına karşı güçlü bir direniş mevzii oluşturmak için sendikal hareketi uyanık olmaya davet etti. Kiritsis çalışanların ücretlerinin Gayri Safi Hâsıla’nın yüzde yedisi oranında düşürüldüğünü belirterek bunun son 20 yılın rekoru olduğuna dikkat çekti. Bu durumun, sürekli artan ücretler nedeniyle Kıbrıs’ın rekabet gücü olmadığı yönünde işverenler tarafından öne sürülen iddiayı çürüttüğünü de vurguladı. Üretimde işçi giderlerinin oran olarak azaldığına da işaret etti.

3/12/12

KIBRISLIRUM BASIN ÖZETLERİ, 3 Aralık 2012


FİLELEFTEROS gazetesinin bugünkü ana haberi “yeni önlemlerle fırsat kolluyorlar” başlığı altında. Gazeteye göre, bugün Brüksel’de toplanacak olan Eurogrup, geri planda özelleştirmeler olmak üzere Kıbrıs için hazırlanan memorandumun öngördüklerine ilaveten bazı acı verecek önlemlerin alınmasını Lefkoşa’dan istemeye hazır. Bazı üye ülkeler Kıbrıs’ın programına şüpheyle yaklaşıyor ve “gerek duyulması halinde” özelleştirmelere gidilmesi görüşünü taşıyorlar. Kıbrıs bankalarının yeniden sermayelendirilmeleri için gerekli olacak meblağa ilişkin iyimser değerlendirmeler borçları sürdürülebilir olmalarının sınırına getireceği düşünüldüğü için bugünkü tartışmaların oldukça zor geçeceği görülüyor. Finlandiya, Hollanda ve Avusturya gibi kendi ülkelerinin parlamentolarına izahat verme durumunda olan bazı ülkelerin bu tartışma sürecinde sert bir pozisyon almaları bekleniyor. Avrupa Birliği kaynaklarına göre, Eurogrup toplantısında gerek duyulması halinde özelleştirmelerle kamu borçlarını azaltmak için Kıbrıs yetkililerinin ne kadar hazır olduğu görülmek istenecek. Uluslararası Para Fonu Kıbrıs bankalarının yeniden sermayelendirilmeleri için gerekli meblağın belirlenmesi amacıyla Pimco’nun raporunu bekliyor ve Kıbrıs’ın borçlarının sürdürülebilir olup olmadığını bundan sonra değerlendirecek. Eurogrup bugünkü toplantısında memorandumun özünü ele alacak ve gerek duyulması halinde Lefkoşa’dan ek olarak yeni acı verici önlemlerin yaşama geçirilmesi taahhüdü üstlenmesi istenecek.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

Bilgisayar Kıbrıs nüfusunun ezici çoğunluğunun günlük yaşamının bir parçası haline geldi. Devlet İstatistik Dairesi’nin 2012 yılı verilerine göre, evlerde teknoloji kullanımı önemli oranda arttı. Evlerin %70’inde bilgisayar var. Genel eğilimin süreç içerisinde dizüstü bilgisayar kullanımı yönünde olduğu görülüyor. Çocuklu evlerde bilgisayarın olması %90,6 oranına yükseldi. Çocuk olmayan evlerde bilgisayar oranı ise %59,2. Bu arada internet kullanımı da sürekli olarak artıyor. 2012 yılının ilk üç ayı içerisinde %61,8 oranında bir kesim en azından bir kez olsun internete girmiş durumda. Oysa bu oran 2005 yılında %31,7’ydi. Bu dönemde bir artış da sınırlı internet bağlantısı yerine sınırsız internet bağlantılarında yaşandı. En yüksek oranda tercih edilen internet bağlantısının %84,5 oranı ile DSL olduğu görülüyor. İstatistik Dairesi’nin verilerine göre, yaşları 16 ile 74 arasında olan Kıbrıslıların %66,5’i bilgisayar kullanmış durumda. 2012 yılının ilk üç ayında bilgisayar kullananların oranı ise %62,7. Bu dönemde bu kesimin %63,9’u haftada en az bir kez bilgisayar kullandığını belirtiyor. Erkeklerde bilgisayar kullanım oranı %67,2. Bu oran kadınlarda ise %61. İnternet kullanımı açısından yaklaşıldığında ise 16–74 yaş gurubunda %57,8 haftada en bir kez internet kullanmış durumda. Bu oran yaş yükseldikçe düşüyor. 16–24 yaş grubunda internet kullananların oranı %89,2’ye yükseliyor. Oysa 65–74 yaş grubunda bu oran %16,4.
 

POLİTİS gazetesinin bugünkü ana haberi son gerçekleştirilen bir kamuoyu araştırma sonuçlarıyla bağlantılı olarak siyasi partilerin güçleri. Gazeteye göre, memorandumun Kıbrıs’ta siyasi partilerin güç haritasını Yunanistan’daki gibi değiştirip değiştirmeyeceği henüz belli değil. Ancak hükümetteki parti AKEL’in hükümetin özellikle de ekonomiyi yönetmedeki tavrından kaynaklanan seçmenlerinin hayal kırıklığının faturasını ödemeye başladığı görülüyor. Muhalefetteki bazı partiler ise Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tavırlarının bedelini ödüyor. Noverna şirketinin gerçekleştirdiği kamuoyu araştırma sonuçlarına göre, DİSİ %32 oranında bir destekle birinci parti konumunda. Onu %20,9 ile AKEL, %10,4 ile DİKO, %5 ile EDEK, %1,3 ile EVROKO, %2,9 ile Ekoloji Hareketi, %0,4 ile ELAM izliyor. %7,8 oranında bir seçmen kitlesi ise geçersiz oy atacağını ifade ediyor. Geçen Eylül ayında yapılan araştırmada AKEL’in oy oranı %22’ydi. Hükümetin ekonomi politikasını olumlu bulmayanların oranı %80. Troyka ile müzakerelerde hükümetin tavrını olumlu bulanların oranı %29. Olumsuz bulanlar ise %50 oranında.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

İncelenmekte olan tek yol olmamakla birlikte Kıbrıs’ta finans sisteminin yeniden yapılandırılmasının Mülk Yönetimi için Kıbrıs Şirketi aracılığı ile olması görüşü ağırlık kazanıyor. Böylesi bir yapılanmanın Kıbrıs’ta finans sektörünü kurtaracağı düşünülüyor. Merkez Bankası Başkanı Panikos Dimitriadis bu şirkete hangi finans kurumlarının katılacağının ve katılımlarının hangi derecede olacağının henüz belirlenmediğini söyledi. Ancak bu süreçte önce tasarruf önlemlerin yaşama geçirileceğini ve ardından da yeniden yapılanmanın ve en son sermayelendirmenin olacağını belirtti. Yani kredi kuruluşlarına tasarruf önlemleri alıp gerekli yeniden yapılanmayı gerçekleştirmeden para verilemeyecek. Bu süreçte oluşturulacak olunan Mülk Yönetim Şirketi geri dönmeyecek kredileri üstlenecek. Ancak bu, böylesi bir kuruluşun kötü bir banka olacağı anlamına gelmeyecek.

Ekmek fırınları ham maddeyi alıp kendileri ekmek üreteceklerine Almanya’dan yarı pişmiş hazır ekmek ithal edip burada ısıtıp satıyorlar. Un Ürünleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Lakis Savidis’e göre, piyasaya sunulan ekmeklerin %40’ı Almanya ve Fransa’dan geliyor. Savidis “Ekmekler buraya yarı pişirilmiş ve dondurulmuş halde getiriliyor. Burada sadece ısıtılıp tüketiciye sunuluyor. Rekabet öyle bir noktaya ulaştı ki yaşamak için başka yol kalmadı. Çünkü ham madde fiyatları öylesine bir düzeye ulaştı ki bazı şeyleri hazır almak çıkarınıza oluyor” dedi. Kıbrıs’ta bu alanda ham madde fiyatlarının Almanya ve Fransa’ya göre üç katı olduğu belirtiliyor. Bu arada Kıbrıs’ta fırınların ödediği elektrik parası da bu ülkelerde ödenenlerden çok daha yüksek. Bu ülkeler Kıbrıslı fırıncılara göre üçte bir elektrik parası ödüyor. Lakis Savidis’e göre Kıbrıs’ta masrafların yüksek olması nedeniyle son dönemlde 11 fırın kapandı.


ALİTYA gazetesinin bugünkü ana haberi toplu taşımacılıkta bugün yapılacak olan grev. Gazeteye göre, toplu taşımacılıkta şirketler bugün süresiz greve gidiyor. Bu alanda şirketler aylık bazda bilet kesiminden 250 bin avro gelir elde ederken, giderleri 2 milyon avroya ulaşıyor. Bu şirketlerin sadece çalışanlarına ödedikleri maaşların toplam miktarının yaklaşık olarak 800 bin avro olduğu belirtiliyor. Hükümet her ay bu şirketlere 1,2 ile 1,6 milyon avro arası bir sübvansiye sağlıyor. Otobüs şoförlerinin Kasım ayı maaşlarının ödenmemesi sonuçta grev kararı almalarını getirdi. Şirketler şoförleri ödememe gerekçesi olarak devletten aldıkları sübvansiyenin kendilerine verilmemiş olmasını gösterdiler.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

Balık çiftliklerine ilişkin işaretleri dikkate almayan bir ticari gemi çiftlik alanına girdi ve büyük maddi zarara yol açtı. Binlerce balık çiftliklerin dışına kaçtı. Bu gelişme sonrası çeşitli bölgelerde balıkçılar bunları yakaladılar ve çantası 12 avrodan balık sattılar. Bölgede 10 milyon avroluk bir zararın olduğu tahmin ediliyor.

Baf’taki eğlence merkezleri birbiri ardına kapanıyorlar. Küresel ekonomik krizin sonuçlarının bu sektörde gelecek yıl daha da fazla hissedileceği ifade ediliyor. Baf’taki Eğlence Merkezleri Birliği Başkanı’na göre, turist sayısındaki azalmanın yanı sıra, yüksek elektrik faturaları bu işletmeleri zor duruma soktu.

HARAVGİ gazetesinin bugünkü ana haberi .”Hükümet direndi” başlığı altında PEO Genel Sekreteri Pambis Kiritsis’in dün Limasol’da yaptığı konuşma. Gazeteye göre, Pambis Kiritsis PEO’nun dün Limasol’da düzenlediği bir etkinlikte konuşurken hükümete hem içten muhalefet partilerinden ve çeşitli neoliberal çevrelerden, hem de dıştan müzakere yapmaksızın memorandumu imzalaması yönünde baskı yapıldığını söyledi. Kiritsis tüm bu baskılara karşı hükümetin direndiğini ve halkın aleyhine önlemleri kabul etmediğini vurguladı. Hükümetin sosyal ortaklarla ve siyasi güçlerle anlaşarak, Troyka ile sıkı bir pazarlığa girdiğini belirten Kiritsis, sosyal açıdan dengeli olacak, yıllar boyu verilen mücadelelerle çalışanların kazandığı hakların devamını sağlayacak ve ekonomiyi durgunluktan çıkarıp büyümeyi hedefleyecek bir anlaşmanın hedeflediğini ifade etti. Kiritsis’e göre, hükümetin bu mücadeleci tavrı bazı sonuçları getirdi. 13. maaşlar korundu. Yapılan düzenleme kabul edilir olmaktan uzak olsa da Hayat Pahalığı Ödeneği de korundu. Ayrıca özelleştirmelere de gidilmedi. Bunların yanı sıra doğal gaz kaynaklarının Kıbrıs hükümeti tarafından yönetimi de sağlandı. PEO Genel Sekreteri bu arada Troyka’nın iş ilişkileri ile çalışanların haklarına ilişkin dayattıklarının Sendikal Hareket tarafından kabul edilir olmadığına da işaret etti.

Gazetenin diğer haberlerinden bazıları

AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu dün Ağlanca’da bir seçim etkinliğinde konuşurken, halkın Şubat’ta yapılacak seçimlerde ülkeyi yeni bir çağa götürecek yeni bir şahsiyetin seçim zaferini kutlaması dileğinde bulundu.

Maliye Bakanı Vasos Şarli bugün gerçekleştirilecek olan Eurogrup toplantısı öncesi bir dizi temasta bulunmak amacıyla dün Brüksel’e gitti. Eurogrubun bugünkü toplantısında Kıbrıs’ın Troyka ile üzerinde anlaşmaya vardığı memorandum ele alınacak ve bu konuda ilk tartışma gerçekleştirilecek. Maliye Bakanı Şarli’ye göre, Kıbrıs’ın memorandumu ile ilgili esas detaylı görüşme PİMCO’nun Kıbrıs bankaları ile ilgili araştırmasını tamamlayıp yeniden sermayelendirme için ihtiyaç duyulacak miktar belli olduktan sonra 13 Aralık tarihinde gerçekleştirilecek olan toplantıda yapılacak.

Cumhurbaşkanı adayı Stavros Malas Şubat seçimleri sonrası yeni hükümetin memorandumun sağlık konusu ile ilgili bazı yanlarını tekrardan müzakere edebileceğini söyledi. Malas aynı zamanda yeni hükümetin önümüzdeki iki-üç yıl içinde büyümeyi sağlayamaması durumunda yeni bir memorandumun gündeme gelebileceği uyarısında da bulundu.